YARALIMA SU VERENE BAL GİTSİN
Tarih: 6.10.2015 10:24:24 / 289okunma / 0yorum
Eczacı Ekrem Karşıdağ

Bayram havası esti ve geçti. Yoksulluk hâlâ ortadan kalkmadı haliyle. Birkaç günle sınırlı kalmasa keşke paylaşımlarımız, el açmalarımız. Kurban etleriyle yetinmesek bari tecrübeyle sabittir paylaşabiliyoruz. Bir öğününü paylaşabilen her öğününü paylaşabilir.

 

Nerede kalmıştık en son? Coğrafi temelli iktidar paylaşımında mı? Miras paylarında mı? Köşe kapmacalar bitmez kapılacak köşeler var oldukça, tahakküm kültürü ortadan kalkmadıkça. Başka bir gezegende devam edeceksek o da farksız.

Elimizdekinin kıymetini, kaybedince bilirmişiz. Elimizdekinin kıymetsizleştirilmesine dair söyleyecek sözlerim var ve bunları dile getirmemin yaratacağı rahatsızlığı önemsediğim söylenemez. Elimizde kalanları ve onlara sımsıkı sarılmayı, en çok bunu, önemsiyorum.

Terbiye ve muaşeret esasları vardır, hatırlatmaya ne hacet. Bu yazının yazarı dâhil kimsenin “elden geçiremeyeceği” terbiye ve muaşeret esasları aklımızın bir köşesinde bulunsun, bulunur da. Elimizdekiler kıymetsizleştirildikçe paslanmaya yüz tutar, bir daha geri getirilemeyecek şekilde gider. Buna parmak basmak ve elimizdekileri paylaşarak yaşatmak boynumuzun borcudur.

Bugünlerimizde eza uyandıran meseleleri herhangi bir siyasi partinin inşa hikâyesinin coşkusuyla tanzim etmek mümkün değildir. Türkiye Cumhuriyeti´nin kurulduğu temele ve bugünlere kadar sirayet eden çatlaklara odaklanmak lider kültlerinin karizması ile tedavi edilememektedir. Umut hepimizin beslendiği bir öğündür; lakin karizma sosuyla milleti iaşe etmek sinir bozucu bir hal almaya başlamıştır. Bir siyasi partinin bahsi geçince salt o örgütün liderinin akla gelmesi ile Türkiye Cumhuriyeti denildiğinde zihinlerde ayrılığın ve kargaşanın oluşması birbiriyle ilişkilendirilebilir zira liderlerin kişiliğinde vücut bulmuşçasına tüm toplumsal/siyasal yapılar sert kabuklarla çevrilmiştir. Bunun yarattığı gerilim ortadadır. Türkiye Cumhuriyeti´nin çekirdeğine inip genetik bozuklukları gidererek refahı paylaşmak bu milletin hakkı olduğu kadar vazifesidir de. Öncelikle birbirinin içinde yoğrulması beklenen mekanizmalar, liderlerinin öncülüğünde söylem ve de pratiklerini gözden geçirmelidirler.

Hamasete yönelindiği müddetçe kopmalar yaşanmaktadır, oysa tepeden tırnağa birleşmeye ihtiyaç vardır. Bunun neyin etrafında olacağını tartışmalıyız ve tartışacağız da. Olmayacakları sayarak tüketmek gerekirse hamasetten başlayalım. Kahramanlıksa aradığımız, kadın bir filozofa kulak kesilelim, İskenderiye´de yaşamış, adı Hypatia, hikâyesi acıklıdır. O dönemde Paganlar ve Hıristiyanlar arasındaki kutuplaşmaya bakın nasıl yaklaşmış: “Bizi birleştirenler, bizi ayırmaya çalışanlardan daha fazladır; çünkü hepimiz kardeşiz.”

Siyasi kaderini Filistin´e, Suriye´ye, Kürt sorununa, Mısır´a bağlamak bir açıdan caziptir; lakin en büyük ölçek insanlıksa insanlığa bel bağlanmalıdır dolayısıyla kardeşliğe. Bu ölçek gözetilirse söz konusu davalar en büyük kazanımla ve tabii ki hakkaniyetle neticelenecektir. Taşın altında vicdanımız vardır, “ölme” diye çırpınışımız vardır, “ya olma ya ölme” diyenler ise birazcık ötededir, maalesef bayrak o kimselerin elindedir.

“Bayrak taraf yapılır mı?”

Taraf olmak için elimizdeki malzemeler bolcadır ve hiç olmadığımız kadar cömert olabilmekteyiz zaman zaman. Bu sözüm ona cömertlik çok korkunç boyutlara ulaşabilmektedir. Düşmana duyulan ihtiyaç yüzünden tarih boyunca çeşit çeşit düşmanlarımız olmuştur, “bizi” ayakta tutmanın birincil anahtarı budur. Çizgi çekip pozisyon alacaksak emniyet sübabı niteliğinde bir ötekimiz olmalıdır. Safların sıklaştırılması için tarafların ve ortak düşmanın belirgin olması, diri tutulması gerekir. Asıl düşman fukaralıktır dersen bu kurgu yerle yeksan olur, sistem karşıtı ilan edilirsin. Bu büyük fotoğrafta merkezi öğe siyasal iktidardır. Siyasal iktidarın direncini arttırma yöntemleri vardır yoksa bile yaratılır, siyasal iktidar çelişmekte beis görmez, düşmanını yaratır ve dahi işaret eder. Bu evrensel bir kaide bile olsa devlet kimsenin elinde oyuncak edilmemelidir.

Bayrak taraf yapılmaz.

Bayrağı taraf yapanlara Muş´umuzdan bir beddua gelsin: “Tok yediğiniz bayram günü ola.”

Bayrak şairini de unutmayalım: “Yaralıma su verene bal gitsin!”

Anahtar Kelimeler: YARALIMA, VERENE, GİTSİN
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
KÖRLÜK ÜZERİNE (23 Haziran 2016 - Perşembe)
UYDUR(D)UK (10 Mart 2016 - Perşembe)
KUŞDİLİ (03 Mart 2016 - Perşembe)
3 “F” (25 Şubat 2016 - Perşembe)
TULİP (18 Şubat 2016 - Perşembe)
HAN DUVARLARI (12 Şubat 2016 - Cuma)
BİR VEDANIN SAKİNİ (04 Şubat 2016 - Perşembe)
ÖLÜMÜN KEŞFİ (28 Ocak 2016 - Perşembe)
BİLDİRME (21 Ocak 2016 - Perşembe)
HEP DIŞARIYA DAHA DIŞARIYA (20 Ocak 2016 - Çarşamba)
BEDEN İLE OYNAMAK (14 Ocak 2016 - Perşembe)
HEP DIŞARIYA DAHA DIŞARIYA (06 Ocak 2016 - Çarşamba)
SON DAKİKA (01 Ocak 2016 - Cuma)
YANLIŞ ADLANDIRMALAR (24 Aralık 2015 - Perşembe)
ALACALI BULACALI LABORATUAR (26 Kasım 2015 - Perşembe)
ZARARSIZ (19 Kasım 2015 - Perşembe)
ULULARLA URGAN ÇEKİŞME (10 Ekim 2015 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
3.7777
EURO
4.6367
Muş için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:40 07:23 12:26 14:53 17:11 18:41
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar