UYDUR(D)UK
Tarih: 10.3.2016 07:00:00 / 288okunma / 0yorum
Eczacı Ekrem Karşıdağ

İnsanı insan eden ülke veya bağlı olduğu hukuk düzeni değildir. İnsanın vatandaş olarak tanımlanmasının yani vatandaşlık kurumunun sonucu olarak doğal haklar rafine edilmiştir ve toplum yaşantısını kolaylaştırıcı normların kodifikasyonu yapıla gelmiştir. Bu bağlamda hukuk bir turnusol kâğıdıdır. Hasta olmamamız için dikkat ettiğimiz sağlık kurallarından bile daha keskindir. Uyarıcı ve cezalandırıcı nitelikleriyle hukuk; keyfiyete teslim olmadığı, özgürlüklere yer açtığı ölçüde tedavi edicidir. Belirtecin gösterdiği rengin tüzede olduğu gibi vicdanlarda da net olması gerekir.  Bu kâğıdın herhangi bir renk vermediği durumlar da yok değildir. Vatansızlar, hukuksuz yaşayan insanlar ki biz onlara mülteci deriz,  ne hakkını arayabilir ne de feryadını duyurabilir.

 

Cürmünün cezasını çekmek de hakkını arayabilmek de vatandaşlara, bağlı oldukları hukuk düzeni tarafından bahşedilmiş bir nimettir. Toplum içinde yaşayan insanın kendi yararı için kendini bağladığı kurallar bütünü olan pozitif hukuk üstün bir gücün eseri değil bizatihi insan yaratımıdır. Tarihsel süreçte haklarından feragat eden insan, ortak bir cezalandırıcı, üst otorite olarak konumlanacak bir yargıç tayin etmiştir. Bu yargıç herkes ve hiç kimsedir, dolayısıyla yaşayan ve sürekli gelişen bir canlı organizma olarak “hukuk canlısının” kimsenin alanını gasp etmeyeceği gibi asalak bir yaşam da sürmemesi beklenir.

Yargı kararlarını hazmedemeyen, canı sıkılan yöneticilere haddim olmayarak bir merhem önermek ister, onlara Saint-Exupéry´nin Küçük Prens´indeki Kral´ı hatırlatırım. Her buyruğunun derhal yerine getirilmesini isteyen kralın “dâhiyane” bir çözümü vardır. Kral, gerekeni değil, yapılmakta olanı buyurur.

Bir parmak merhem çalayım derken işleri daha da beter hale getirmiş olmayayım. “Gerekeni” buyuranlar “, ”yapılmakta olanı buyuranlar”. Ne çok buyuruyorlar. “Dinlemeden buyurmak” âdetinden vazgeçilirse,  bir gün buyurmaya da gerek kalmayacaktır. Cüppesinde ortak vicdanı taşıdığına inandığımız “hậkim” nerede ki bu kadar başına buyrukluk bu kadar yargısız infaz?

Hukuk sürekli gelişen bir bilim olarak muayyen zamanlarda devreye sokulmaz, bizzat içtimaî meselelerin olmazsa olmaz bir tamamlayıcısıdır, siyasal iktidarın ise tam anlamıyla çeperidir. Siyasal erk tüze olmadan ne var olabilir ne de siyasal toplumu idare edebilir.   

Yüzyıllar öncesinin bir elinde asa bir elinde kılıç olan su canavarı-Leviathan- sanki bir cam fanusta korundu da, hâkimiyet-i milliye ağızda “nane yapıldı” da, irade güzide bir bedende tecessüm etti. Hukukun üstünlüğü bu cisimleşmede bir kez daha, tutunulacak dal, koruyucu yelek olacaktır. Liderin gölgesinde kalan millet iradesinin zımni gücüdür hukuk. Mademki memlekette bağımsızlık namına hiçbir makam ve kurum kalmadı o vakit makamların borçlu olunduğu hukuk düzeni, kamplaşmaların çözülüp ihlậllerin ortadan kaldırılacağı yegane mecra.

Otağından çıkmayan da yoksullukla çırılçıplak boğuşan da o küçük dünyasından sıyrılacaktır, hiçbir güvencesi olmayanın dahi yargıç güvencesi vardır, inançlı da inançsız da hukukun üstünlüğüne inanacaktır. Hiçbir kimse toplumu ve çevresini kendine uydurmaya çalışmayacaktır. Adaleti tesis etmek Türk Milleti adına karar veren ve bağımsız olduğu varsayılan mahkemelerin görevidir. Hukuk uydurmak isteyen, hukuk tanımaz olanlar, marifetlerini daha zararsız olabilecekleri alanlarda sergilemelilerdir. Anı-roman mesela, gerçeklik serpiştirilmiş yarı uydurma bir metin. Şimdiden en çok satan raflarındaki yerini hayal edebiliyorum…

Hukuk uydurulamaz, uydurulsa uydurulsa liderin karizması uydurulur. Hukukun uydurulmuşluğundan, ulus devletin kurgulanışındaki zayıflıktan ziyade kurum ve kavramları kendi küçük dünyasına hapseden lider kültlerinin savruluşlarına dikkat çekmeyi uygun buluyorum; zira tarihsel zorunluluk bunun kuvvetli olasılığına işaret eder. Bunun toplum ve siyasal düzen üzerinde yaratacağı tahribatı da tarihsel zorunluluk dediğimiz başlığa not düşelim.

Hukuk, zalimlerin ettiklerini yanlarına kậr bırakmamak için vardır. Hukuk zalimler olmasın diye vardır.

Kendi varlığı hukuk düzenine bağlı olanların hukuku tanımamaları ne ile açıklanabilir? Silahlı mücadeleyi hukuksal mücadeleye yeğleyenlerle hukuku tanımayanlar arasındaki farklar nelerdir? Anayasa beğenilmediği için mi her gün delik deşik ediliyor? Yeni anayasa yapılınca ona uyacağız ama söz mü?

Olgunlaşıp ağacın dalındaki yaşam evresini tamamlayan meyve nereden çıktığını bilmez mi? Ağacın gölgesinde kalıp çürüyen meyve, bütün kabahati ağaçta buluyor, kendi günahını peçelemenin en elverişli yoluna sapıyor.

Peki, bu kadar günah neye delalet eder? Onu Nasreddin Hoca anlatsın.

Hoca, bir gün göl kenarında büyük abdestini alıyormuş. İşini gördükten sonra bir de bakmış ki dışkısı suyun üzerinde yüzüyor. Bunun üzerine demiş ki: “Benden çıkan bana yüzmeyi öğretiyor, demek ki ahir zamandayız.”

İlk günahı işlemekle kalmadık, günahlarımız çeşitlendikçe çeşitlendi. Allah altından kalkamayacağımız günahlar işletmesin bize. Allah, başımızdakilerin, çocuklarımızın işledikleri günahlara bizi ortak ettiğinde bunun hesabını verebilmeyi nasip etsin. Vereceğimiz o ortak hesabı düşündükçe başka bir şey yazamaz oldum. Böyle “beş kuruşluk” bir yazı yazıp işin içinden çıkılmaz.

Şayet ahir zamandaysak bu, “ortak hukukun” ne kadar hayati olduğuna delalettir.

Başkalarınınyardımınamuhtaçsakveuzananellerbizikurtarmayayetmiyorsahukuka her şey den çok ihtiyacımız vardır. Herkese eşit mesafede, köşe başlarına çekilemeyen, bağımsız ve ortak bir erke olan ihtiyacımızdan bahsediyorum.

“Bizim bir hukukumuz var” diyebiliyor muyuz? Bamteli tam da burasıdır bence; “bizim bir hukukumuz var” diyebilmek hem birbirimize karşı borcumuzdur hem de hukuku ayağının altına almaya kalkışanlara karşı en etkili itirazdır. Ben bu hukuku tanımıyorum, ben falanca kararı kabul etmiyorum, ben devleti tanımıyorum vs. diyenler maalesef aynı tornadan çıkmaktalar ve “bizim bir hukukumuz” olduğunu kabul etmiyorlar.

Ben de kazanın doğurduğuna inanmıyorum dolayısıyla öldüğünü de kabul etmiyorum.

 

EczacıEkremKarşıdağ

ekremkarsidag@gmail.com

 

Anahtar Kelimeler: UYDUR
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
KÖRLÜK ÜZERİNE (23 Haziran 2016 - Perşembe)
KUŞDİLİ (03 Mart 2016 - Perşembe)
3 “F” (25 Şubat 2016 - Perşembe)
TULİP (18 Şubat 2016 - Perşembe)
HAN DUVARLARI (12 Şubat 2016 - Cuma)
BİR VEDANIN SAKİNİ (04 Şubat 2016 - Perşembe)
ÖLÜMÜN KEŞFİ (28 Ocak 2016 - Perşembe)
BİLDİRME (21 Ocak 2016 - Perşembe)
HEP DIŞARIYA DAHA DIŞARIYA (20 Ocak 2016 - Çarşamba)
BEDEN İLE OYNAMAK (14 Ocak 2016 - Perşembe)
HEP DIŞARIYA DAHA DIŞARIYA (06 Ocak 2016 - Çarşamba)
SON DAKİKA (01 Ocak 2016 - Cuma)
YANLIŞ ADLANDIRMALAR (24 Aralık 2015 - Perşembe)
ALACALI BULACALI LABORATUAR (26 Kasım 2015 - Perşembe)
ZARARSIZ (19 Kasım 2015 - Perşembe)
ULULARLA URGAN ÇEKİŞME (10 Ekim 2015 - Cumartesi)
YARALIMA SU VERENE BAL GİTSİN (06 Ekim 2015 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
3.7777
EURO
4.6367
Muş için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:40 07:23 12:26 14:53 17:11 18:41
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar