ULULARLA URGAN ÇEKİŞME
Tarih: 10.10.2015 10:51:25 / 430okunma / 0yorum
Eczacı Ekrem Karşıdağ

Tam özgürlük ne demektir, eksik özgürlük olur mu? Özgürlük tam teşekküllü ise özgürlüktür, dışarıda bir şey bırakmayan bir çerçeve çizer. Dışına istenilse bile taşılamaz özgürlüğün, unutanlara hatırlatmış olalım.

 

Eksik bir özgürlük vaat etmek kolaydır. Vaat ettiklerini eski pantolonlarının ceplerinde unutanlara giydikleri pantolonların hangileri olduğunu hatırlatmak rencide edici olur. Herkes bir şeylerden rencide olurken galip de mağlup de özgürlükten dem vurmaktadır.  Yollar bu içi boşaltılmış kavramlarla ve freni boşalan araçlarla doludur. Durakta bekleyenlerin, sokakta yürüyenlerin canına kasteden freni boşalmış ideolojiler, hızını alamamayı özgürlük addetmişlerdir. Bu özgürlük anlayışını zül sayarım.

Özgürlük söz konusu olduğunda, gazı ve freni kontrol eden, “ne olacağınıza ben karar veririm” diyen bir figür, yarardan çok zarar getirmektedir. Farklılığı tanımlama evresini henüz aşamamışken en kısa yoldan farklılıkları “depmek”, düşünceleri askıya asmak telaşı gözlenmektedir. Derinlerden gelen bir ses ise “ulularla urgan çekişme” diye fısıldamaktadır. Tarafsız bir unsur olmadığı için tarafsız bir ses de hak getire.

Bir fikrin rahatsız edici unsurları eleştirilebilir. Ne var ki bu kritiği yaparken kolluk kuvvetlerinin yerine geçip“aba altından sopa göstermekle” kamu düzeni sağlanmaz, bilakis bu klişe yöntemler bizi hukuk düzeninden tamamen çıkarıp orman kurallarının geçerli olduğu bir arenaya sürükler. Sürüklendiğimiz arenada fikir hürriyeti namına herhangi bir şey yoktur.

Boğa güreşçileri ve boğaların olduğu bir arenaya dönüştürülemez toplum yaşantısı. Velev ki dönüştü, devletin; süngüsü düşük olanın tarafında olması beklenir.

Düşüncenin sonsuzluğundan bihaber olanlar, söylevlerinde gösterdikleri coşkuyu ve gücü fikirsel ölçekte gösteremiyorlar, icraatlarına yansıtamıyorlar. Yarattıkları yapay sonsuzlukta boğulurcasına panik atak geçiriyorlar.

Toplum hayatının mayası; şoför, muavin ve yolcu ilişkisiyle yoğruluyor. Konuşmak isteyene kötek atıldığı, fikrini beyan edenin yola itildiği bir vasıtanın frenlerinin tutmamasına şaşırmıyorum. Şaşırdığım şey, muavinin ve şoför koltuğunda oturanların taraflılığı, bununla da yetinmeyip bizatihi haksızlığa sebebiyet vermeleri.

Şaşkınlıklarımın üzerine bir şal örtüp utancımı mı gizlesem, bir arabanın arkasına bağlasam da bu kepazeliklerimizi ifşa mı etsem?

İnsanları hayra davet etme vazifesi; düşünceleri susturarak, ölüleri sürüyerek, gazetecileri döverek, nefret ve kin kusarak mı yerine getirilecek? Hayra davet etmek bu kadar mı zor,  gazeteci pataklamaktan da mı daha zor? Bu vazifeye talip olan bir tane bile Allah´ın kulu yok mu?

Şeytani duyguları susturacağız hep birlikte, galeyana gelmeden başaracağız bunu. İçeriye buyur edilmesek de, arada sıkışıp kalsak da, tehdit edilsek de er geç zihinlerin bulanıklığını, duyguların tıkanıklığını gidereceğiz.

Mevcut tabloda; birliğe çağıranlar, tarafına çağıranların karşısında azınlıktadır. Buna mukabil ihtilaflarda rahmet vardır, birlik demek ihtilafsızlık veya homojenlik demek değildir. Farklı düşünmek, farklı olmak değildir şeytanın direttiği kopuş, azış. Ne gariptir ki biz farklı olmayı/düşünmeyi şeytansı bir özellik olarak kolayca işaretleyebiliyoruz. Birliğe çağıranların, tarafına çağıranların karşısındaki azınlığına, kana susamışların ortalıkta fink atması da eklenince hayli ürkütücü bir teyakkuz durumunda sıkışıp kalıyoruz.

İsmet Özel çağdaşlık ve milli menfaatler üzerine yazdığı bir yazıda bu iki kavramın Türkiye´de zıt kavramlarmış gibi değerlendirilmesine dikkat çekiyor ve kendisinin 30 sene önce yaptığı tespit geçerliliğini kaybetmemiş gözüküyor: “Türkiye´de yaşamanın en güvenli, en rahat yolu, herhangi bir düşünceyi sonuna kadar ve ciddiyetle savunmadığını, gerektiğinde kendi görüşlerinden cayabileceğini ve kendine düşman olan tarafın tezlerine yaklaşabileceğini göstermekten geçer.”

Türkiye´de yaşamanın daha güvenli ve daha rahat yolları olduğunu düşünenlerdenim. Kendimize reva görmediğimizi başkasına reva görmesek; hürriyet meselesini de, inanç dünyamızı da aydınlatacağız.

 

 

Anahtar Kelimeler: ULULARLA, URGAN, ÇEKİŞME
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
KÖRLÜK ÜZERİNE (23 Haziran 2016 - Perşembe)
UYDUR(D)UK (10 Mart 2016 - Perşembe)
KUŞDİLİ (03 Mart 2016 - Perşembe)
3 “F” (25 Şubat 2016 - Perşembe)
TULİP (18 Şubat 2016 - Perşembe)
HAN DUVARLARI (12 Şubat 2016 - Cuma)
BİR VEDANIN SAKİNİ (04 Şubat 2016 - Perşembe)
ÖLÜMÜN KEŞFİ (28 Ocak 2016 - Perşembe)
BİLDİRME (21 Ocak 2016 - Perşembe)
HEP DIŞARIYA DAHA DIŞARIYA (20 Ocak 2016 - Çarşamba)
BEDEN İLE OYNAMAK (14 Ocak 2016 - Perşembe)
HEP DIŞARIYA DAHA DIŞARIYA (06 Ocak 2016 - Çarşamba)
SON DAKİKA (01 Ocak 2016 - Cuma)
YANLIŞ ADLANDIRMALAR (24 Aralık 2015 - Perşembe)
ALACALI BULACALI LABORATUAR (26 Kasım 2015 - Perşembe)
ZARARSIZ (19 Kasım 2015 - Perşembe)
YARALIMA SU VERENE BAL GİTSİN (06 Ekim 2015 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
4.7077
EURO
5.4848
Muş için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:40 07:23 12:26 14:53 17:11 18:41
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar