TULİP
Tarih: 18.2.2016 07:00:00 / 518okunma / 0yorum
Eczacı Ekrem Karşıdağ

Kirli dünyanın “özgürlükler ülkesinden” gelen haber içimizi yaktı. Savrulduk. Savrulduk da birbirimize sarılırken bulduk kendimizi. Bir kez daha gördük sarılmaya ne kadar muhtaç olduğumuzu. Haber niteliği olmayan ve fakat canımızı yakma niteliği yıkıcı boyutlarda olan bir kayıp. Yıkmadı. Bütün ibretliğiyle gelen ölümü bir kez daha kabullenmek mecburiyetinde kaldık. Gencecik bir beden daha filizleriyle birlikte toprağa girdi, bildiğimiz ama alışık olmadığımız çiçekler açtı.

 

Düşmek, güzelin güzelliğinden ne götürür ki? Gözkapaklarını bir daha açmamak üzere kapatan güzeli uykusunda rahatsız edenlerdir asıl kayıp düşenler.

Akrebin sokmadığı, yelkovanın kıpırdamadığı o berzah alemine göçüş, ya ayrılığın değil de bir kavuşmanın ifadesi ise? Şu bizim titrek halimiz, ya derin uykumuzda gördüğümüz kabusların tezahürü ise?

Bu terk edişin yarattığı etki deniz kabuklarının içinden gelen uğultu gibi. Neye yorulacak bu uğultu? Denizin sesine mi ölümün kesifliğine mi?

Salt dünün değil her çağın “yeni dünyasına” bir güzel dậhil oldu. Kıvırcık saçlarıyla, kıpır kıpır ruhuyla o güzel, yepyeni bir dünyaya gözlerini açtı, şeffaflaştı. Geride kalanların; “önizleme” ve “keşif” yapılabilecek kadar şeffaf, kesin bir çıkarım yapılamayacak kadar karanlık olan bu “yeni dünyadan” korkmaması için en ibretlik gerekçe oluştu.

“Genç bir ölümün saklı kaldığı” koca koca adamlar, ezber bozan ölümlere akıl sır erdiremezler. “Amerika´yı keşfedenler” çoktan keşfetti. “Yeni dünyayı” keşfetmek isteyen olursa orası hậlậ “en yeni dünya”.Tulip bizlere “yeni dünyayı” “en yeni dünya” olarak yeniden keşfettirdi. Yeniden keşfetmeye gerek varmış demek ki.

Yarayı severek yaşamayı öğrenmemiz gerekebiliyormuş. Sevdiklerimizin doğduğuna duraksamadan inandığımız gibi, öldüğüne de inanabilmemiz bekleniyormuş.

Öğreneceğiz. Tulip´i sevdiğimiz gibi onun açtığı yarayı da seveceğiz.

Ölümün zıddı yaşam değil, doğumdur, ikisini de yaşamaya razıyız. Daha doğrusu ikisini de yaşamaya mecburuz. Bu mecburiyete dayalı bir sözleşmedir, kabul der şair, toprak üstünde yürümek kabul, toprak altında çürümek kabul, kabul, kabul,… Yaşam bir ön sahneden ibarettir bu kurgusal mukavelede. Tulip bunu özde kabul etmiş ve ana sahneye geçmiştir.

Doğduk ve yaşam başladı, öldük ve yaşam bitti mi?

Tulip´in güvende ve huzurlu olduğunu, güzelliğine yaraşır bir dünyada var olmaya devam ettiğini hissedemiyorsak bu bizden değil gün geçtikçe daha da kirlettiğimiz dünyadan kaynaklıdır. Yaşam, ölümün bir alt kümesi ise dünya neden bu kadar kötü bir yer oldu çıktı? Ölümsüzmüş gibi yaşayanlar ve ölüp ölüp dirilenler farklı yolun yolcuları mı?

Yaptığımız benzetmeler bir yana öleceğimize inanmak hep zor geliyor, tekrar dirileceğimize inanmak ise en az o kadar zor. Ölüm başlı başına bir nimet. Bir afyon değil, en kıymetli hediye belki de.

Yavrusunu “özgürlükler ülkesine” uğurlarken anasının yüzü gülüyordu. Ondan ayrı kalacağını bilmesine rağmen gülüyordu. Şimdi yavrusunu Hakk´a, Hakikat´e uğurlayan ananın yüzünün gülmemesi için hiçbir sebep yok. Son görev diye bir şey yok. Evladına karşı görevlerini bu güne kadar layıkıyla yapan ananın, yapacakları daha yeni başlıyor.

Bir ömür tutacağı yası “şölene” çevirebilecek metanete sahiptir insan. İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerin başında gelir, metanet. Bunu başarabilenlerin, şükretmekten vazgeçmeyenlerin yolu açık olsun. Şu geçici dünyayı kirletenlere inat, barışı ve insanlığı muhafaza etmeye gayret edenlerden, sabredenlerden Allah razı olsun.

“Hiç bu kadar olmamıştı hiç” çağında bazı müstesnalar var. Yine de ateş düştüğü yerde “hiç bu kadar olmamıştı hiç” tesiri yapıyor. Fersah fersah uzakta değil değişmeyen yüzüyle yanı başımızda duruyor Tulip. Belki de bu yüzden hiç bu kadar yakın olmamıştı Tulip. Buradaki keşfini ve imtihanını kısa sürede tamamlayıp, diyeceğini deyip gitmiştir Tulip. Tulip dememiş de bize mi kalmış “bu gidişte bir yanlışlık var” demek. Belki de “bu işte bir yanlışlık var” ve Tulip´in itirazı buna idi.

 

Eczacı Ekrem Karşıdağ

ekremkarsidag@gmail.com

 

Anahtar Kelimeler: TULİP
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
KÖRLÜK ÜZERİNE (23 Haziran 2016 - Perşembe)
UYDUR(D)UK (10 Mart 2016 - Perşembe)
KUŞDİLİ (03 Mart 2016 - Perşembe)
3 “F” (25 Şubat 2016 - Perşembe)
HAN DUVARLARI (12 Şubat 2016 - Cuma)
BİR VEDANIN SAKİNİ (04 Şubat 2016 - Perşembe)
ÖLÜMÜN KEŞFİ (28 Ocak 2016 - Perşembe)
BİLDİRME (21 Ocak 2016 - Perşembe)
HEP DIŞARIYA DAHA DIŞARIYA (20 Ocak 2016 - Çarşamba)
BEDEN İLE OYNAMAK (14 Ocak 2016 - Perşembe)
HEP DIŞARIYA DAHA DIŞARIYA (06 Ocak 2016 - Çarşamba)
SON DAKİKA (01 Ocak 2016 - Cuma)
YANLIŞ ADLANDIRMALAR (24 Aralık 2015 - Perşembe)
ALACALI BULACALI LABORATUAR (26 Kasım 2015 - Perşembe)
ZARARSIZ (19 Kasım 2015 - Perşembe)
ULULARLA URGAN ÇEKİŞME (10 Ekim 2015 - Cumartesi)
YARALIMA SU VERENE BAL GİTSİN (06 Ekim 2015 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
5.9944
EURO
6.8267
Muş için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:40 07:23 12:26 14:53 17:11 18:41
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar