ÖLÜMÜN KEŞFİ
Tarih: 28.1.2016 07:00:00 / 372okunma / 0yorum
Eczacı Ekrem Karşıdağ

Zengin bir zat yalısında kahvaltısını ederken, gökyüzü olağan görüntüsünde fırtına öncesinde sessizliğe bürünmüş. Aniden başlayan fırtına, teknesindeki balıkçıyı hazırlıksız yakalamış; lakin yalıdaki kahvaltıyı aksatmamış. Kahvaltısını bitirmiş de kahve keyfine bile geçmiş yalı sakinleri. 2 metrelik teknesinde fırtınayla cebelleşen, ölümle burun buruna gelen balıkçı, yalının balkonundaki zat ile göz göze gelmiş. İçinden geçirdiği züğürt tesellisinden de öte gerçeğin ta kendisi imiş: “Sen de bir gün öleceksin, kaçarı yok.” Herkes bilir ki göz göze gelişler bir ortaklığın ifadesi olmak zorunda değildir. Aynı anda yalıdaki muhteremin de içinden geçirdikleri varmış: “ Ben de bir gün öleceğim; ama senin gibi böyle sefil bir biçimde, iki metrelik bir teknede değil; bolluk bereket içinde, boğaza nazır kahvemi yudumlarken belki de.”

 

İçten geçirilenleri tarih yazmaz.

Tarihe not düşülenler çok ama çok önemlidir, bu yazının konusu olamayacak kadar çok. Tarihin sararan yaprakları olarak bir köşeye biriktirilmiş öteberi arasında yukarıdaki hikâyenin başka bir versiyonu da var. Orada ise teknedeki adamı umutlandırmak amacıyla bir ses gelir hikâyeye misafir olur: “Korkma Allah büyük.” Balıkçı başını öne eğer de yutkunmadan karşılık verir: “Allah büyük de tekne küçük.”

İki küçük hikâyeyi birbirine bağlar mısınız, yoksa hikâyeleri ayrı ayrı okumak mı işinize gelir bilmem. Zenginin her zamanki gibi haklı olduğuna kanaat getirecekseniz acele etmiş olursunuz bence; çünkü zengin adamın haklı olup olmadığı tartışılmalıdır. O fırtına ki büyür de büyür fukarayı aşar da zenginin boyuna gelir, ne zevk kalır ne sefa. Ölüm işte o zaman belki, zenginin de fakirin de işine gelir.

Özgürüz ölmekte, mecburuz ölmeye. Fırtınalı bir havada geminin batmaması için kendi eşyalarını denize atmak mecburiyetinde kalan bir insan da özgürce davranmaktadır. Güvenlik ve kölelik nasıl el ele tutuşuyorsa, korku ve özgürlük de çok yakın bir ilişki içindedir. Gündüz Vassaf´ın satırlarında özgürlük korkuyla aynı odayı paylaşmakta. Korkunun karşısına çıkarak ona meydan okumakla mümkün özgürlük. Vassaf´a göre ölümün varlığını akıldan çıkardık ve özgürlüğümüzü tamamen kaybettik.

Özgürlüğün sınırı diyebileceğimiz sınırı çizerken belki de korkunun özgürlükle olan temậsı etkilidir. Ölümün inkarı ne özgürlüğe ne de mutluluğa eriştirir. Hayatı renklendirmek için ölümün varlığını hatırlamak, hiç akıldan çıkarmamak gerekiyor. Böylece her türlü kompleksten, iktidar hırsından, nefretten, kimlikten arınmanın yolu açılabilir. Ölümün varlığını idrak edenler, sabretmeye ve sevgiyi aşılamaya ön ayak olacaktır. Kimilerince kabul edilmeyen çeşitlilik, bir çiçek demeti misali güzel kokusunu yayacaktır. Ölümün korkutucu kokusu bastırılacak, bir nimet olarak ölümün rayihası keşfedilecektir.

Hayatta kalmak için çeşitliliğe ihtiyacımız vardır. Oysa bizler fakir ve zengin çeşitliliğinden gayrı hiçbir çeşitliliği kabul etmemekteyiz. Kaldı ki fakir ve zengin çeşitlemelerinde de uçlar billurlaşmış, orta pek ender bulunmakta.

Orta sınıfın halini orta sınıfa sorunuz, kendileri zahmet edip yanıtlarlarsa…

Mutsuzluğun keşfine çıkmaktan iktidar eleştirisini anlayan, her kötülüğü ezber kalıplarla savmaya kalkışan orta sınıfın doğuşuna tanıklık eden yok ki, cenaze merasimi düzenlensin.

Orta sınıf meselesini başka yazılarda tartışırız inşallah, şimdilik arada kaynamaması gereken daha önemli bir mevzu var. Kafamızdaki imgeleri, düşünceleri nereden ediniriz de ölümün varlığını bu denli es geçeriz? Düşünmek için çok vakit varken es geçtiğimiz kaçıncı duraktayız kim bilir?

Var olan her şey, elem ve ıstırap çekmese de kesinkes ölümü tadacaktır. Herkesi eşitleyen ölüm bembeyaz karın altından da çıkabilir yumurtadan da. Banyoda, yemek sofrasında, kayıkta, her yerde göz kırpabilen ölüm; en mutlu anında bile,gözleri açık, kapalı fark etmeksizin insanın koluna girmektedir.

Ölüm olmasaydı, kim kolumuza girip de bizi kendimize getirecekti?

 

Eczacı Ekrem Karşıdağ

ekremkarsidag@gmail.com

 

Anahtar Kelimeler: ÖLÜMÜN, KEŞFİ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
KÖRLÜK ÜZERİNE (23 Haziran 2016 - Perşembe)
UYDUR(D)UK (10 Mart 2016 - Perşembe)
KUŞDİLİ (03 Mart 2016 - Perşembe)
3 “F” (25 Şubat 2016 - Perşembe)
TULİP (18 Şubat 2016 - Perşembe)
HAN DUVARLARI (12 Şubat 2016 - Cuma)
BİR VEDANIN SAKİNİ (04 Şubat 2016 - Perşembe)
BİLDİRME (21 Ocak 2016 - Perşembe)
HEP DIŞARIYA DAHA DIŞARIYA (20 Ocak 2016 - Çarşamba)
BEDEN İLE OYNAMAK (14 Ocak 2016 - Perşembe)
HEP DIŞARIYA DAHA DIŞARIYA (06 Ocak 2016 - Çarşamba)
SON DAKİKA (01 Ocak 2016 - Cuma)
YANLIŞ ADLANDIRMALAR (24 Aralık 2015 - Perşembe)
ALACALI BULACALI LABORATUAR (26 Kasım 2015 - Perşembe)
ZARARSIZ (19 Kasım 2015 - Perşembe)
ULULARLA URGAN ÇEKİŞME (10 Ekim 2015 - Cumartesi)
YARALIMA SU VERENE BAL GİTSİN (06 Ekim 2015 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
5.3710
EURO
6.0755
Muş için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:40 07:23 12:26 14:53 17:11 18:41
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar