ÖLÜME AÇIK ÇEK (2)
Tarih: 13.7.2015 20:56:25 / 360okunma / 0yorum
Abdurrahman Koç

  Koltuğundan doğruldu ve hırkasını eline alarak aşağı indi.Aşağıya adımını atar atmaz sigarasını yaktı. Birkaç nefeste  sigarayı yarı etmişti!

Gündüz sıcağına tezat bozkır, ortasında bulunan dinlenme tesisinde, oldukça serin bir geceyi koynunda taşıyordu.Tesiste bir baştan bir başa yürüdü.Yürüdükçe ayaklarının canlandığını ve rahatladığını hissetti. Bu yüzden bir şeyler yemek yerine yürümeyi ve art arda sigara içmeyi tercih etti. Bir süre  dolaştıktan sonra üzerindeki ince tişörtünün kendisini   ısıtamadığını anladı .Daha korungalı bir yer olan restorandın sundur umuna çıkıp bir süre  gezinip, aşağıda duran yolcuları izledi.

  Gözleri yolculardaydı! Nereye gidiyordular? Neden yüzleri asık ve mutsuz görünüyorlar? Bu düşüncelerle dolaşırken asık yüzlerden sinerji almışçasına, birden  beyaz parlak teni soldu ve yüreğine nerden geldiğini bilmediği bir sıkıntı oturdu!Bir an evvel bu duygulardan kurtulmak için restorana yöneldi ve aceleyle bir şeyler atıştırdı. Lokmaları daha ağzındayken otobüsün hareket anonsunu duydu. Apar topar birkaç lokma daha attıktan sonra avurtları dolu bir şekilde kendini otobüse attı.

  Gece zifiri karanlıktı. Bozkır simsiyah bir deniz olmuş , otobüs içinden akıp gidiyordu adeta. Zaman zaman yolun karşısından araçların farları etrafı aydınlatmasa kendini gökyüzünün koyu karanlık bir perdesinde sanacaktı!

  Saat gecenin ikisi olmuş hala uyuyamıyordu. Uykusuzluğunun nedenini  bildiğinden buna pek de canı sıkılmadı . Bir süre zihninde gideceği yeri düşündü. Şehri, okulu, öğrencileri ve yeni yüzleri hayal etti. Ama hiçbir zaman net bir görüntü yakalayamadı! Bu yüzden bir süre sonra beyni yoruldu ve gözlerini kapatarak  koltuğuna  uzandı.Yeniden daldı; bu uyku muydu kendinden geçme miydi, gözleri ferinden açıldığında otobüsün ekşimiş soluk ve ter kokuları arasında yüzünü buruşturuyordu. Aynı anda yediklerinin tadını acı bir şekilde hissetti. Midesi bulanıyor, başı dönüyordu.

   Gecenin ilerleyen saatleri, yolculuğu çekilmez ediyordu. O anda koltuklarından başları düşmüş yolculara gıpta ile bakıyordu. Onlar gibi uyumak gözünü açtığında gideceği yere varmak, buydu düşündükleri!

   Uyumak için gözlerini kapadı ve beynindeki düşünceleri kovmaya çalıştı. Başını koltuğun sağına soluna döndürdü. Yanında uyuyan başı örtülü genç bir kadın zaman zaman üzerine yükleniyor bedenini bir dayanak gibi kullanıyordu. Bu da onu bir başka rahatsız ediyordu.

   Ne yaptıysa uyuyamadı. Uyuyamadığından gözlerini kapaması onu rahatsız etti. Tekrar doğruldu ve ince kalem gibi parmaklarını önündeki koltuğun arkasında bulunan kitaba attı. Üzeri siyah beyaz çizgilerle çizilmiş resmi bir kez daha inceledi! Erkekleri andıran yüzü kaya gibi bir kadın öfkeyle bakıyordu! Tıpkı o anda onun uykusuzluktan baktığı gibi. Gazap Üzümleriydi okumak için sayfasını çevirdiği kitap!

  Kitabını açtı ve dağınık saçları arasında kaybolan yüzünü sayfaların arasına  gömdü. Daha sonra uzun süre o sayfadan bu sayfayı çevirdi ve kitabın neresinde kaldığını bilmeden kendiliğinden başı düştü ve uykuya geçti. Kitap , usulca  avuçlarının içinden ayak ucuna kaydı; hiç duymadı!

   Sabah olmuş ortalık aydınlamaya başlamıştı.O anda  boynu tutulmuş olarak uyandı. Birkaç kez boynunu kütledikten sonra  koltuk üzerinden başını uzatarak yola  baktı.Hiç bir levha , yerleşim yeri gözükmüyordu. Neredeydi, hangi şehre doğru gidiyordular? Bir şey anlamadı. Sabahın ilk ışıkları bozkırı aydınlattığında uçsuz bucaksız düzlükler içinde uzayan iki şeritli asfalt yol siyah bir nehir gibi kıvrılıp gidiyordu. Gözleri yer yer bir vaha gibi ortaya çıkan üzüm bağlarına takıldı. İçindeki duygular kabardı ve  onu çocukluğuna götürdü! Açık yeşil asma yaprakları kahverengi bodur gövdeleri üzerinde seher yeliyle oynaşıyordular! O anda   yaz  tatil için gittiği dedesinin köyündeki üzüm bağlarını anımsadı! Bağda, çekirdeksiz  sarı salkımları toplarken dedesinin ve ninesinin şefkat dolu bakışları ağzında eriyip giden üzüm tanelerine bam başka bir tat katıyordu!Tıpkı şu anda gözüne yer yer takılan bağların ruhunda uyandırdığı tatlı haz gibi!

    Yol tükeniyor,  zaman kuşluk vaktini gösteriyordu. Güneş gittikçe beyaz parlak bir ışıltıyla balkıyor, bozkır sabahki canlı rengini ölgün bir griye terk ediyordu!

   Kahvaltısını yine bozkırın ıssız bir  dinlenme tesisinde yaptı. Kahvaltı için birkaç zeytin, küçük kasede reçel, bir dilim peynir , haşlanmış  yumurta ve bir su bardağı dolusu çay ile yaptı. Otobüsün sarsıntısı, aç karna içtiği sigaraların verdiği acı, uykusuzluk  midesini bulandırıyor , başını döndürüyordu. Bu yüzden kahvaltısından hiç zevk alamadı. Sadece açlığını bastırmak ve önündekileri yemek gereğinden iştahsız bir şekilde birkaç zeytin, bir parça peynir, yumurtadan bir ısırık aldı ve çayını içti.  Ardından kahvaltı tepsisini masada bırakıp dışarı çıktı. Adımını atar atmaz da sigarasını yaktı. İçi sigara dumanı ve bozkırın yavaş yavaş ısınan havası ile doldu!

   Dinlenme tesisinin geniş betonla kaplı yerinde turlarken zihni gideceği yerin hayalleri ile meşgul olmaya başlamıştı;”Muş nasıl bir yerdi? Küçüklüğünden beri duyduğu “Burası Muştur, yolu yokuştur!”  türküsünde  geçen dizeler gibi yolu yokuş muydu?

  Otobüs yeniden bozkırın içinde yol almaya başladı. Bozkır, öğlene doğru adeta bir çölü andırıyordu. Yeşil üzüm bağları ve yer yer yeşillikler, yerini kil, kireç ve  kıraç düzlüklere bırakmıştı.  Düzlüğün bittiği yerde  dağ silsileleri başlıyordu. Bozkırın  devamıymış gibi gri ve beyaz kireç topaklarını andırıyordu dağ sıraları!

   Dağlara gözü takılmıştı! İçinde garip duyguların karılmaya başladığı düşünceler içinde dağlar, yüreğine yeni bir sayfa açmış gibiydi. Issız, gri ve çıplak! Tıpkı önceden hayallerini süsleyen yalnızlığın sığınağını izliyordu! Yada ruhunu attığı bir kucaktı  dağlar; emniyetli, güvenli ve güçlü!

   Yollar, kıvrılan, uzayan yokuş çıkan ve inen yollar!Köprü üstlerinden,tünellerden, nehir ve baraj kıyılarından akan yollar! Yer yer stabilize ile önü kesilen,  kırılmış asfalt çukurları  , dinlenme tesisi yada petrol istasyonuyla biten yollar! Gözleri, kayan yollardan kaydıkça , ruhunda uzayan yolun belki de daha başındaydı. Hayat bir yola benzetilirse daha alacağı çok yol vardı! Bunları düşünürken beyaz yüzü hafifçe gülümsedi! Yüzü daha bir güzelleşti; yada ona öyle geldi otobüsün gölgede kalan camına baktığında!

   Yeşillikler Malatya´dan itibaren başladı.Yemyeşil  Darende ilçesinden geçerken yüreği, bozkırın kararmış bitki örtüsünden kurtulmuş , yerini  kaysı ağaçlarının koyu yeşil yapraklarının iç açan devinimlerine bırakmıştı!Tıpkı Ege´deki yeşil gibi dört yanını sarmıştı tabiatın! Bu ondaki huzurun en belirgin ortak paydasıydı!

  Malatya´yı birkaç kilometre geçitken sonra yeşile bir de  Fırat nehrinin yol boyunca ilerleyen mavi suları eklenmişti.Nehir bazı yerlerde büyük durgun sulara dönüyordu.!Bu onda daha başka bir ölgün duygunun dirilmesine sebep oluyordu. Bu duygu, deniz insanının bozkırın susuz düzlüklerinden sonra yeniden suya kavuşma hasretine kavuşma hissiydi!

   Gözleri cam kenarında yeşil, mavi ve kiremitlerin kırmızı renklerine takılmışken başı kendiliğinden omzuna  düştü ve kendiliğinden  uyudu!

Anahtar Kelimeler: ÖLÜME, AÇIK
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
DEMOKRASİ GÜÇLERİ (07 Ekim 2015 - Çarşamba)
KASETLER VE SESLER (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
BERKİN ELVAN (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
ALDATILMAK (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
MAHALLİ SEÇİMLER (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
İNSANLIK CUMHURİYETİ (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
İSMAİL BEŞİKÇİ (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
SOMA ŞEHİTLERİ (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
ÖLÜME AÇIK ÇEK! (1) (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
ÖLÜME AÇIK ÇEK (3) (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
ÖLÜME AÇIK ÇEK (4) (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
ÖLÜME AÇIK ÇEK (5) (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
KANLI COĞRAFYA VE IŞİD (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
CUMHURBAŞKANLIĞI VE SELEHATTİN DEMİRTAŞ (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
FİLİSTİN VE ROJAVA (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
MALAZGİRT (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
6-7 EYLÜL OLAYLARI VE NAMUS (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
BÖYLE BİR ÖRGÜT ! (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
KOBANİ VE VİCDANLAR (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
KIRK DOKUZ CAN (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
DEMOKRASİ VE YÜZDE ON BARAJI (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
BİZİM ELLER (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
NASIL OLACAK? (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
YAZDIKLARIMIZI KİM OKUYACAK? (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
ÖZGECAN (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
ANADİL (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
DEMOKRASİ GÜÇLERİ (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
ÇÖZÜMSÜZ ÇÖZÜM (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
5.7982
EURO
6.5935
Muş için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:40 07:23 12:26 14:53 17:11 18:41
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar