ÖLÜME AÇIK ÇEK! (1)
Tarih: 13.7.2015 20:57:06 / 317okunma / 0yorum
Abdurrahman Koç

Kura çekilişi yapıldığında bir manzarayı seyreder gibi elinin birini çenesinin sağ altına  vermiş,  başına destek etmişti. . Dalgalı saçları, bir  elini bıraktığı sağ yanağının  karşısına gelen  yüzünün üzerinden dökülmüştü. Tek gamzesi geniş yüzünün altı

 Kura çekilişi yapıldığında bir manzarayı seyreder gibi elinin birini çenesinin sağ altına  vermiş,  başına destek etmişti. . Dalgalı saçları, bir  elini bıraktığı sağ yanağının  karşısına gelen  yüzünün üzerinden dökülmüştü. Tek gamzesi geniş yüzünün altında yanıp sönüyordu.

     “Tülay  Özdemir , Muş Malazgirt Alparslan Lisesi” dendiğinde bir kez daha yanağındaki çukur derinleşti, gözleri birazcık olsun kısıldı, yüzü  renginin daha bir pembemsi halini alarak, parıldadı.

     İçeriyi  dolduran kalabalığın içinde  belki de  en rahat onydu! Salonu dolduran öğretmen adaylarının çoğu ,tayin olacakları yerlerin verdiği tedirginlikten, renkleri ve benizleri kaçmış ,endişe, korku dolu bakışlarla mikrofondan okunanları dinliyordular; nefeslerini tutarak, titreyip, korkarak!

   Tayın olduğu yeri öğrendikten sonra görevli memurların halka şeklinde tuttuğu salonun platformuna doğru yürüdü.Salonda ilerlerken    yuvarlak dik göğüsleri, titreyen ince, çizgili tişörtün desenleri ile birlikte apayrı bir canlılık veriyordu ince yapılı bedenine. Her attığı adımda kendine olan güveninin yapı taşlarını ördüğü gibi   emin bir şekilde ilerliyordu!  Salonda, kimi endamından, kimi merakından kimi de içindeki ruh halinden gözleri     peşine vermiş gölgeler gibi üzerinde geziniyordu!

  Platforma yakın masada görevli memurların yanına varıp ,fısıldar gibi görevli birine:

  -Tülay Özdemir benim! Demin atama kuram çekildi ve duyuruldu Ne yapmalıyım?Masadaki görevli  :

  - İster bakanlığa gidip evraklarınızı elden alıp götürürsünüz, ister atandığınız ile  giderek göreve başlayabilirsiniz.Dedi. Yüzünde ancak ki ince bir tebessüm belirdi. Utangaç bir tavırla:

   -Teşekkür ederim! Dedi ve salonun çıkış kapısına doğru yöneldi. Bir an önce içerdeki ekşimiş kokudan kurtulmak için kendini dışarıya atmak istiyordu. Salonun dışarı bakan kapısına yöneldiğinde dışarıdan gelen hava düşündüğü gibi temiz ve duru değilse de yine de istediği nefesi almasına yetiyordu. Kaldırıma ayak basar basmaz yüzüne hafif bir yel üflercesine hücum etti. Bedeni tepeden aşağıya serinledi. Ama bu serinlik içerideki bunaltıcı havaya göre daha hafifti! Çok geçmeden yeniden sıcağın etkisi her yerini sardı!

    Ankara´nın  ağustos sıcağı açık alanda daha bir etkiliydi! İlerlerken yağmurdan kaçar gibi gölge veren binaların sundurmalarından gitme çalıştı. Geniş adımları bir genç kızın yürüyüşünden çok narin bir erkeğin dikkatli adımlarını andırıyordu.

   Şehrin yoğun trafiğinin olduğu    caddeye çıktığında kot pantolonunun arka cebinden    sigara paketini çıkardı. Üzerine oturmaktan eğilmiş sigaralardan birini dudaklarına yerleştirdi ve ön cebinden çıkardığı turuncu tüplü çakmağı   ucuna çaktı. Sigaranın ucu,  bir anda kor bir aleve döndü! Sıcak kuru havaya karışan tütünün koyu dumanı     bir anda içine hücum etti. Art arda birkaç kez öksürdü. Ciğerleri , sıcak dumanın yoğun baskısı ile doldu! İlk kez sigaradan rahatsız oldu!Sanki içi bir buhar makinesinin püskürttüğü sıcak buharla dolmuştu!

   Yoğun trafiğin araçları yavaşlattığı yerlerde , aralarından zikzaklar çizerek karşı kaldırıma geçti. Güneş almayan dükkan önlerindeki kaldırım daha serindi. Kısa sürede yüzünde biriken terlerin ılık ve serinletici ıslaklığını boynunda , anlında ve saç diplerinde mendilini gezdirirken daha iyi hissetti. Bu onda o anda büyük bir rahatlama yarattı!

  Birkaç dakikalık bir yürüyüşten sonra  kitapçıların yoğun olarak bulunduğu bir pasaja girdi.    Kitapçı dükkanlarının  tezgahlarından birinin önünde durdu. Acelesi varmışçasına evirip, çevirdi  ,sarı yapraklı onca kitabı.”Gazap Üzümleri” uzun süreydi arayıp sorduğu bir kitaptı.Onu bulması çok da zor olmadı. Beyaz , parlak   kitabın kapak resmi siyah beyaz olarak çizilmişti.Resim, basit görünmesine rağmen oldukça  etkiliydi. Dikkatli bir şekilde  bakışlarını kapak resmine  odakladı!   Üstleri  başları yırtık -pırtıklar içindeki insanlar, küçük bir kamyonete binmiş, kasası  çamaşır leğeninden ,tahta sandalyelere, tarım aletlerinden, yatak ,yorgana kadar tepeli bir şekilde yüklenmişti!  İşçi tulumları giymiş insanlar   öfkeli bakışları ile istemedikleri bir yolculuğa çıkmış gibiydiler!Bu resmi izlerken  aklına, farklı bir yaşamın , kendini,  romana hikaye ettiği geliyordu! Bu düşünce, Tülay Öğretmeni daha da heyecanlandırmıştı!  Bu yüzden gözlerini kısarak sigarasından derin bir nefes çekti. Bir süre dumanı göğsünde tutuktan sonra, ince uzun, bir çizgi halinde ağzından ve burnundan   boşalttı. Sonra da  iyice kamburunu çıkartıp kitabın arka sayfası , içindekilere göz gezdirdi!

  Bir kitap, bir kitap daha …Kucağı  kitaplarla dolu bir şekilde tezgahın başını bekleyen satıcının önüne kadar yürüdü. Önce ellerindekini, sonra kucağındaki ve en son koltuk altına sıkıştırdığı birbirinden kalın  kitapları tezgahın üzerine bıraktı.

  Orta yaşlı kitapçı,   kitapların fiyatlarını bir kağıt üzerine yazıp , hesapladı. Hiç itiraz etmeden kot pantolonunun dar cebine elini daldırıp buruş buruş olmuş bir tomar paranın içinden istediği parayı uzattı;değersiz, bir anlam taşımayan kağıt parçaları gibi!

   Kitapları bir poşette koyduktan sonra , ihtiyaçları için birkaç yere daha uğradı . Küçük bir valiz aldı. Önce kitapları yerleştirdi. Sonra aldığı giysileri, havlu, diş fırçası, macunu, valizin değişik cep ve gözlerine doldurdu. Omuz valizi kısa sürede fermuarı zor çekilir tıka basa bir çanta olmuştu.Onca ağırlığı, bedenini yay haline getirip, ince yuvarlak omzuna attı. Omzu ,yükü bir yana kaymış taşıt gibi yana eğildi.

  Bir büfeye uğrayıp sigara aldı. Aynı güzergahta bulunan başka bir büfeden ekmek arası döneri aldığında bu onun son alışverişi olmuştu. Midesindeki kazınmayı ancak dönerli tosttan  aldığı küçük ısırıklardan sonra anlamıştı.

   Şehrin trafiği bir girdabın ortasındaki döngü gibi Kızılay meydanında had safhaya çıkmıştı. Bir durağa yanaşıp garaj yazan dolmuşlardan birine atladığında ancak ayakta tutunabileceği bir boşluk bulabilmişti.Dolmuş kapasitesinin iki misli yolcuyla yoğun trafikte boşlukları zikzaklar çizerek aşmaya çalışıyordu. Dolmuşun ani  hareketleri, ayaktakilerin sağa sola yalpalamalarına , birbirinin üzerine çıkmaya, itişip kalkışmaya  varıncaya kadar savuruyordu.Bu halde yarım saate yakın yolculuk etti. Ankara Şehirler arası otobüs terminaline geldiğinde, zayıf yüzü daha da incelmiş, rengi benzi kaçmış, teri tişörtün koltuk altlarından , sırtından bir ayrı renge bürünmüştü!

   Ankara garajı dolup, taşıyordu.Sanki her kes bir yerlere gitmek için şehri terk ediyordu. Dolmuşun ve sıcağın verdiği sıkıntı bedenini dayak yemişçesine halsiz düşürmüştü. Bu yüzden omzuna taktığı valizden dolayı, tonlarca ağırlıklar altındaymışçasına  adeta ayaklarını sürterek ilerliyordu. Üzerine yorgunluk çökünce ince bedeni daha bir belirgin meydana çıkmıştı. Valizin olmadığı koltuk altlarından kaburgaları iki ,üç sıra halinde tek tek sayılıyordu! O denli zayıftı!

   Yurdun her   yönüne gitmeyi bekleyen otobüsler , bir gerdana dizilmiş kolye taşları gibi  yan yana dizilmişti. Kimi klaksonunu  çalıp kalkış işareti veriyor, kimi önünde kalabalıklar biriktirmiş bagaj alıyordu. Yolculular , uzun yolculuğun bütün yorgunluğunu şimdiden yaşıyor gibi bitkin görünüyordular!Bunlardan biri de Tülay Öğretmendi!

  Terminal yazıhanelerine gözü ilişince durdu. Siyah inci gibi gözlerini,uzun kirpikleri arasında birkaç kez kırpıştırdı!Yazıhane levhalarında göz gezdirdi. Aradığını bulamamış olacak ki ilk başta baktığı levhalara yeniden göz gezdirdi.  Gözleri umutsuz bakışların endişesi ile kısıldı. O anda  eli mendiline gitti . Yüzünü, boynunu sildi! Bir anda mendil suya batıp çıkmışçasına ıslandı.  Terini kuruttuktan sonra valizini omzuna atıp yazıhanelere doğru ilerledi.

  Yazıhanelere iyice yaklaştığı halde aradığı firmayı  bulamamıştı. O sırada birkaç çığırtkan bir taraftan valizini almaya , diğer taraftan “nereye” gideceğini sordular.   Çekiştirilen valizini kurtarmak için sıkıca askısına yapışıp kısık bir sesle  :

  -Muş´a ! Diyebildi. İçlerinden biri valizini alıp :

  -Bizim firma ! Dedi ve geniş adımlarla yan yana sıralanmış yazıhanelerden birine götürdü.Biletini kestirdi ve  peşine takarak yazıhanelerin arkasında duran bir perona götürdü. Otobüsün önüne geldiğinde  muavin valizini istedi. Valizinden bir hırka ve bir  kitap  çıkardıktan sonra bagaja verdi. Daha sonra otobüsün kapısına yöneldi!

  Dalgın adımlarla ilk basamaklarından yükseldiğinde otobüsün kulakları sağır eden kalkış kornası son kez çalıyordu. İki sıra halinde uzayan koltukların arasındaki dar  koridorda ilerlerken bir elinde hırkası ve kitabı , diğer elinde tuttuğu bilet ile koltuk numarasını arıyordu. Cam kenarına düşen orta sıradaki koltuğu  bulunca durakladı. Sağını solunu iyice düzettikten sonra cam kenarı koltuğuna yerleşti. Yıllardır yolculuk yapmış gibi koltuğunun yatan mandalını indirip , arkasına sırtını dayadı. Uzandığında ne kadar yorgun ve bitkin düştüğünü anladı; zira bütün etleri  acıyor, gözleri kararıyordu.

   Bir süre gözlerini kapadı ve öylece  kendini saldı. Huzur, yorgun ayak parmaklarından başlayarak , tepesine kadar yayıldı.

   Otobüs yola düştüğünde ufak sarsıntılar arasında hala gözleri kapalı ve uyanıktı. Ama bir süre sonra kendinden geçmişti. Önce kesik , sonra uslu bir çocuğun soluğu gibi başı önüne düştü ve  göğsü hafif kalkıp, inerek uykuya geçti!

   Ne kadar uyudu , zamanın hangi dilimindeydi? Ancak otobüs mola için durduğunda fark etmişti. Önce afalladı; neredeydi, ne yapıyordu? Bir süre beyni durmuşçasına boş gözlerle etrafını süzdü. Daha sonra otobüsün içini, yolcuları ve dışardan gelen  restorandan  anons sesinden kendine geldi ve yolculuğunu hatırladı.

Devam edecek    

Anahtar Kelimeler: ÖLÜME, AÇIK
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
DEMOKRASİ GÜÇLERİ (07 Ekim 2015 - Çarşamba)
KASETLER VE SESLER (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
BERKİN ELVAN (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
ALDATILMAK (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
MAHALLİ SEÇİMLER (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
İNSANLIK CUMHURİYETİ (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
İSMAİL BEŞİKÇİ (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
SOMA ŞEHİTLERİ (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
ÖLÜME AÇIK ÇEK (2) (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
ÖLÜME AÇIK ÇEK (3) (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
ÖLÜME AÇIK ÇEK (4) (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
ÖLÜME AÇIK ÇEK (5) (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
KANLI COĞRAFYA VE IŞİD (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
CUMHURBAŞKANLIĞI VE SELEHATTİN DEMİRTAŞ (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
FİLİSTİN VE ROJAVA (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
MALAZGİRT (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
6-7 EYLÜL OLAYLARI VE NAMUS (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
BÖYLE BİR ÖRGÜT ! (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
KOBANİ VE VİCDANLAR (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
KIRK DOKUZ CAN (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
DEMOKRASİ VE YÜZDE ON BARAJI (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
BİZİM ELLER (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
NASIL OLACAK? (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
YAZDIKLARIMIZI KİM OKUYACAK? (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
ÖZGECAN (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
ANADİL (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
DEMOKRASİ GÜÇLERİ (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
ÇÖZÜMSÜZ ÇÖZÜM (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
5.7982
EURO
6.5935
Muş için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:40 07:23 12:26 14:53 17:11 18:41
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar