KÖRLÜK ÜZERİNE
Tarih: 23.6.2016 07:50:58 / 154okunma / 0yorum
Eczacı Ekrem Karşıdağ

 

 

İnsana dair “kusurları” “dairenin bozukluğuna yormak” yerine“dairenin dışına atmak” ve bu elverişsizliği(başkalarının noksanlığını) acınası bulup rahatlık deryasında yüzükoyun yatmanın erdemliliğine inanmak, kusursuz olunduğu zannına kapılıp kapılıp en sonunda da bir karanlık odaya tıkılıp kalmaktan farksızdır. Karanlığı aydınlık sanıp, odanın suni kokusunu lavanta alıp, renksiz dokuyu alaca görüp körlüğünden bihaber olanların hâli acınası ve ibretliktir.

Manevi körlüğü, naçar “bakar körlüğün” sosyal maliyetini konuşur dururuz, ya fiziksel anlamda körlüğün bu duruma çare olma potansiyeli hiç aklımıza gelir miydi?

Körlerin aslında gözleri görenlerden daha kuvvetli duyulara sahip olduğunu bilsek, bu bizi dumura uğratır mıydı? Dumur (körelme) apaçık ortada. Görmenin diğer duyularla ikame edilemeyeceğini mi söylüyorsunuz yoksa? Öyleyse siz ilk defa resim gören “vahşi” gibisiniz. Tek farkınız daha resim görmemiş olmanız. Körler ise o “vahşilikte” güzelliklerin keşfinde.

Körlerin mutfağındaki lezzetlerin keşfine çıksak eminim ki o lezzetleri tatmakla kalmayacağız derdimize deva da bulacağız. Güzelleme yapmak değil derdimiz uzuvlarla hele hiç değil. Derdimiz, körlüğün ve fiziksel engellerin “şükür vesilesi” olmaktan ibaret görülmesiyle.

Acıdığınız ve ibret aldığınızı düşünürken, size acınıyor sizin halinizden ibret alınıyor olabilir. Ne güzel herkesin şükrettiği bir dünya…

Kötü iklim koşullarıyla mücadele için giyinmeye kuşanmaya başlayan insan, uygarlığın “gelişip” de geldiği noktada giyinmek ve görünmekle var olmaya başlamıştır. Medeniyet, görme/görünme fetişizmiyle körleri çatlattığını sanmıyordur herhalde; zira bir âmâ için bunlar manasızdır. Bu “gelişkinlik” körlerin nazarında pek bir matrak pek bir yavan olmalıdır. Seslerin tınılarını, cisimlerin pürüzsüzlüğünü, dokunuşların en tesirlisini ve bunlar arasındaki nüansları ayırt etmek için medeniyet onların peşinden gitmelidir.

Amentü´nün şairinin sözünü ettiği “dilce susup bedence konuşulan çağ” hâlâ geçerli mi, hangi takvimlere denk düşer şimdi?  Konuşma ve susma hakkının tanımlanmadığı, en masum dokunuşların bile tırmaladığı, bedenlerin metalaştığı, beyaz adamın etrafındaki alanın kalabalıktan arındırıldığı, kalabalıkların kör bir boşlukta morfinle yatıştırıldığı bir çağın ifadesi ne olmalı? Kanıt, ifade, belge, resmi mühür ve imza tamam, herkesin dosyası elinde hazır… Körlerin “dosyasını kapatmak” için ise parmaklarını kesmelisiniz…

Denis Diderot“Körler Üzerine Mektup” adlı eserinde duyumun bölünemese de mekânda bir yer işgal ettiğini öne sürüyor ve anadan doğma körün bunun duyulan kısmını büyültüp-küçültme, ekleme-parçalama yeteneğine sahip olduğunu vurguluyor. Kör “ruhunu parmaklarının ucuna koyuyor.”

Daha fazla duyu eşittir daha fazla ahlâk denklemi de Diderot´un satırlarında tartışılıyor. Körler Üzerine Mektup´ta “dokunmayla alınan duyuların” hatırası vardır denilerek muhayyilede her şeyi renklerle canlandırmanın “gözlerle elde edilen alışkanlığın” tembelliğiyle mümkün olmadığı savunuluyor.

Emel Sayın o güzel sesiyle, itiraz kabul etmeden, gözlerin kalbin aynası olduğunu söyleyecektir. Söylesin canı sağolsun…

İnsan konuşmayı öğrenmiştir, bakmayın her önünüze gelenin hatip kesildiğine, inanmayın görgülerine, gönüllerine, sağlamlıklarına, akılbali geçinmelerine… Gördüm diyen en az bildim diyen kadar tehlikeli ve gafildir. İnsan konuşmayı öğrendiği veya öğrenemediği gibi görmeyi de öğrenir veya öğrenemez. Bu öğrenme süreci kolay bir maraton değildir.

Birisini sevmek için onu görmek mi gerekir?

Gemileri karadan yürütelim olmazsa, hodri meydan: Birisini görmek için onu sevmek gerekir.

Veyahut ezberden konuşup idareten yaşamaya devam edelim: Gözleri sağlam, sağlam da ne kelime kartal gibi, en azından dil kasları konuşmaya müsait, kulakları var dinlemeyi bilir, gönlü var o zaman sever... Dumraka dumraka da dumraka dum tak!

Diderot ile bitirelim Emel Sayın yaşlandı: “İki göz ihtiyaçlarımız için sanıldığı kadar faydalı ve saadetimiz için de pek o kadar gerekli değildir.”

 

 

Eczacı Ekrem Karşıdağ

ekremkarsidag@gmail.com

Anahtar Kelimeler: KÖRLÜK, ÜZERİNE
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
UYDUR(D)UK (10 Mart 2016 - Perşembe)
KUŞDİLİ (03 Mart 2016 - Perşembe)
3 “F” (25 Şubat 2016 - Perşembe)
TULİP (18 Şubat 2016 - Perşembe)
HAN DUVARLARI (12 Şubat 2016 - Cuma)
BİR VEDANIN SAKİNİ (04 Şubat 2016 - Perşembe)
ÖLÜMÜN KEŞFİ (28 Ocak 2016 - Perşembe)
BİLDİRME (21 Ocak 2016 - Perşembe)
HEP DIŞARIYA DAHA DIŞARIYA (20 Ocak 2016 - Çarşamba)
BEDEN İLE OYNAMAK (14 Ocak 2016 - Perşembe)
HEP DIŞARIYA DAHA DIŞARIYA (06 Ocak 2016 - Çarşamba)
SON DAKİKA (01 Ocak 2016 - Cuma)
YANLIŞ ADLANDIRMALAR (24 Aralık 2015 - Perşembe)
ALACALI BULACALI LABORATUAR (26 Kasım 2015 - Perşembe)
ZARARSIZ (19 Kasım 2015 - Perşembe)
ULULARLA URGAN ÇEKİŞME (10 Ekim 2015 - Cumartesi)
YARALIMA SU VERENE BAL GİTSİN (06 Ekim 2015 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
3.5504
EURO
3.8744
ALTIN
0
BIST
0
 
Muş için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
03:22 05:11 12:21 16:10 19:15 20:49
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar