HEP DIŞARIYA DAHA DIŞARIYA
Tarih: 20.1.2016 07:00:00 / 258okunma / 0yorum
Eczacı Ekrem Karşıdağ

Dışa, diğer toplumlara açılma olanakları cömert bir biçimde önümüze serilmiştir. “Dışa yönelim” siyaset arenasında çoğunlukla stratejik bir mevzilenme biçiminde karşımıza çıkmaktadır.  En katı kıvamıyla gerçekçi politikaların ve stratejilerin, gözümüzün önünde cereyan eden harbin cephesini genişletmek ve süresini uzatmaktan başka bir katkı sağlamayacağı kanaatindeyim. Dış politika konseptleri, anlamsız bir profesyonellik, … Alışık olmadığımız motifler istediği kadar estetik olsun… 

 

Düşman haline gelen bizler “içeriden” ümidi kesip tamamen “dışarıdan” medet ummaya başladık. Dış cepheden içeriye soğuk hava sızar oldu. Bu soğukluk, geliştirilen dış münasebetlerin harareti ve çapraşıklığı ile dengelenmekte.

Epey derin stratejiler bize dair her şeyi alazlamakta.

“Katil devlet” diyenler, katil olmayan devlet arayışına girmiş ama yanılıp katillerle masaya oturmuş, çoktan seçmeli bir imtihanda işine gelen işaretlemeleri yapıyor.

“Katil devlet” diyenler, dün katil dedikleriyle dirsek teması yapmakta bir mahsur görmüyor, gizli saklı yapmalarından yeğdir elbet. Gizli saklı yapmanın heyecanından mahrum kalıyorlar, tek sorunları bu. 

Dış münasebetlerdeki bütün bu yönelimler, üzerinde “raks edilen” platform ne kadar da oynak. Kimin aklına ne zaman “dank” edecek kim bilir: Birilerine değil birbirimize muhtacız.

İçeride sağlanamayan desteği dışarıdan tedarik etmeye çalışmak en basit tabirle eyyamcılıktır. Çözümü dışarıda aramak, tıkanıklığı gidermeye yönelik bir strateji olabilir; lakin ayakları yere sağlam basmayanı dışarıda kucaklayıp uçuranlar politik menfaatlerine göre onu ansızın kucaktan indire de bilir.

O, kucaktan kucağa atlayanın bir davanın temsilcisi olması o davaya ne kadar zarar veriyor  ise bir devletin temsilcisinin yaptığı aciz slalomlar da en az o kadar küçük düşürücüdür. Dışarıda gösterişli söylemlerle kendini tatmin eden/kendini kandıran zihniyet içeride sokak ortasında bıraktığı cesetlerle gövde gösterisini yapıyor.

Azınlıklar, “ayrılıkçı” hareketler birilerinin ağzını her daim sulandırmıştır. Ağızı sulanan ne gariptir ki bazen o “mücadele veren kesimlerin içinde yaşadığı devletin ta kendisi” olmuştur. Bünyesinde yaşayan farklı unsurlara şekil verme kapasitesini sonuna kadar kullanan siyasal iktidar, bununla mücadelede “dış güçleri” işaret ettiği ölçüde meşruiyetini sağlama almış oluyor. Öte yandan, zarardan çok fayda sağlayacağını düşünüp “Moskova´ya gitmek”, “Tel Aviv ile sarmaş dolaş olmak” meşruiyet kaygısını reel politiğin gerisine atabiliyor.

Elastiki temaslar; birileri sizin üzerinizde “arkeolojik çalışmalar” yapmaya kalkıştığı an ve sizin bu dış desteği bir vasıta olarak kullanmaya birincil derecede önem verdiğiniz zaman temsil ettiğiniz değerleri kaskatı hale getirebiliyor. Haklılık bir anda zavallılık olarak tebarüz ediyor. “Halkın temsilcileri” bir “maşa” gibi davrandığında temsil edilen kesim ve değerler de bundan nasibini alıyor. Nitelikli arabuluculara ihtiyaç duyulan şu günlerde “kadastro ölçümü” yaptırmaya koştu koştur el diyarına gidiliyor. Arabulucu niteliklerinden tamamen yoksun olanlar ile fikir teatisi yapılıyor.

Masaya yatırılan mesele ne olursa olsun, “o illerin” iklimi soğuktur, söz konusu manevraların neticesinde metaneti elden bırakmakla kalmayıp, meseleyi de buzların içine gömmüş olursunuz. Soğuğa yabancı değiliz ama emin olduğum bir şey var:  İçimizi ısıtacak olanlar, onlar değil. Buzları çözer diye “yapay güneşlere” kanmayınız.    

Hava değişikliği iyidir eskilerin deyimiyle tedbil-i mekậnda ferahlık vardır. Hava değişiminden döndüğün zaman kendini daha güvenli ve kalabalık hissetmen demek bu coğrafyada “akan kan duracak” demek değildir. Bilakis, “kalabalık hislerdir” bizi en çabuk galeyana getiren.

El uzatan pek merhametli büyükler bunu karşılıksız yapmayacaklar, itaật bekleyeceklerdir. Oysa bizim içine doğduğumuz toplum kitabi olmayan kậidelerle bezelidir. Her şeyin karşılıksızı güzeldir. Karşılık beklemeksizin uzatılan el, menfaat gözetilmeksizin yapılan yardım övünç kaynağı değil, olması gerekendir.  Bize bizden başka yardım edecek yoktur.

Kendinizi nasıl teselli ediyorsunuz, size ne vaat ediyorlar?

Hepimizin teselliye ihtiyacı var; ancak bizim karnımız vaatlere tok.

 

Eczacı Ekrem Karşıdağ            

ekremkarsidag@gmail.com

 

Anahtar Kelimeler: DIŞARIYA, DAHA, DIŞARIYA
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
KÖRLÜK ÜZERİNE (23 Haziran 2016 - Perşembe)
UYDUR(D)UK (10 Mart 2016 - Perşembe)
KUŞDİLİ (03 Mart 2016 - Perşembe)
3 “F” (25 Şubat 2016 - Perşembe)
TULİP (18 Şubat 2016 - Perşembe)
HAN DUVARLARI (12 Şubat 2016 - Cuma)
BİR VEDANIN SAKİNİ (04 Şubat 2016 - Perşembe)
ÖLÜMÜN KEŞFİ (28 Ocak 2016 - Perşembe)
BİLDİRME (21 Ocak 2016 - Perşembe)
BEDEN İLE OYNAMAK (14 Ocak 2016 - Perşembe)
HEP DIŞARIYA DAHA DIŞARIYA (06 Ocak 2016 - Çarşamba)
SON DAKİKA (01 Ocak 2016 - Cuma)
YANLIŞ ADLANDIRMALAR (24 Aralık 2015 - Perşembe)
ALACALI BULACALI LABORATUAR (26 Kasım 2015 - Perşembe)
ZARARSIZ (19 Kasım 2015 - Perşembe)
ULULARLA URGAN ÇEKİŞME (10 Ekim 2015 - Cumartesi)
YARALIMA SU VERENE BAL GİTSİN (06 Ekim 2015 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
3.7777
EURO
4.6367
Muş için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:40 07:23 12:26 14:53 17:11 18:41
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar