BİLDİRME
Tarih: 21.1.2016 07:00:00 / 311okunma / 0yorum
Eczacı Ekrem Karşıdağ

Memleketin birinde bir kesim akademisyenin yayımladığı bildirgenin içeriği sakıncalı bulunmuş. Bildirgenin arkasındaki “karanlık güçler” kaç canı daha heba edecek meçhulmüş. Arada kalmaktan başka hiçbir suçu olmayan ve kararan canların sayısı ise unutulmuş.

 

Bildirgeden dahi korkanlar, yarası olmasa da gocunanlar, tepki gösterilmesine dahi tahammül edemeyenler her zamanki gibi ana sahneyi işgal etmiş. Bildirge yayımlamak da ne demekmiş? Buyurun er meydanına da boyunuzu posunuzu görelim denmekteymiş. Pek çok kimsenin başına geldiği gibi bu kesim de “karanlık” ilan edilmiş.

“Yumurta dıştan kırılırsa yaşam son bulur; içeriden kırılırsa yaşam başlar, içten başlamayan dönüşümler ölümcüldür.” diye yazar Halil Cibran.

Tepkileri, ateş püskürtmeleri gördükçe başta pek de samimi bulmadığım bir metin; içeriden bir kırılma, bir haklılık nişanesi haline geldi. Haksız yanları da olsa bir bildirgeyi haklılığın nişanesi haline getirdiniz. Oturup, bizleri, söz konusu bildirgeyi imzalayan akademisyenleri ikna edeceğinize her zaman yaptığınız gibi nefret kustunuz, tehdit ettiniz. Öğretim görevlisi namzetiyle çalışmalar yapan akademisyenleri beğenirsiniz beğenmezsiniz, onların görüşlerine katılırsınız katılmazsınız; lakin söz konusu metin karşısında savunmaya geçeceğinize saldırıya geçip kırmızı kırmızı çarpılar atmaya devam ettiniz.

Bildirgeye veryansın edenlerin tavrı çok bilindik iken bildirgede tepki gösterilen de oldukça sarihtir: Devlet arabuluculuk vasfını çoktan yitirmiştir. Siyasal iktidarın arabuluculuk vasfıyla ön plana çıkması beklenirken, acz içinde savaşılmakta, toplum ile devlet arasındaki makas olabildiğince açılmaktadır. Bu makasın giyotin misali kesme işlevini yerine getirebileceğini bilmeyen yoktur. Bıçağın keskin olduğu zaman bıçak olduğunu, keskinliğin bıçağın anlamına içkin olduğunu da kabullendik diyelim. Peki ya o bıçağı, makası ustalıkla kullanamayanlara edeceğimiz iki söz yok mu? Kesmekten başka ihtimallerin de olduğunu hatırlatmak suç mu? Mevki makam sahibi olmanın vebalini idrak edemeyenlere her musibetten sorumlu tutulacakları bildirilmedi mi? Onlara bir mektup yazılmayacak da kime yazılacak? Türk bayrağına sarılı veya sarılı değil, bebek tabutlarının, sokak ortasında yatan cenazelerin, evini barkını terk edip gitmeye mecbur kalmış ve bunu bile başaramamış olanların bedelini hangi güvenlik politikasının maliyetine dâhil edeceğiz? Karşılıklı olarak istenen bedellerin akıbeti ne olacak?

Beyni yıkandığı için ölüsü yıkanmaya bile layık görülmemişlere masumların cenazeleri de eşlik ediyor. Bir hainler grubu var ki hiç eksik olmuyor ve herkese “hain” kostümü giydirilebiliyor. Tarihten eski yöntemlerle yepyeni bir eklemleme, eleminizi dindirsin, üzüntünüzü bastırsın diye: Devlete hukuksal yoldan tepkisini gösterdiği için akademiye layık görülmeyen ve dahi ağzını açmasına müsaade edilmeyen akademisyenler.

Tepkilerini hukuksal bir varlık olan devlete yönelten, ondan talepleri olan insanlar terör örgütünden mi medet umsun?

Gözlerini açanlar tek gözünü dahi açmış olsa gözünü kapatanlardan muteberdir.

Devleti, bir siyasal örgütün, bir ideolojinin devleti haline getirmek hiç de zor değildir artık. Kaldı ki devletin resmi ideolojisi olabildiğince keskin ve serttir, gerekirse bir terör örgütünden daha sert olmalıdır. Kendinden olmayanı “öteberileştirmek” ve iktidarını perçinlemek için siyasetin ve teröre karşı mücadelenin yarattığı esnekliğe yaslanmak oldukça işlevseldir. Terörün tanımını yaparken ve harekete geçerkenki ölçüsüzlük kırmızı renktedir. Bu haşinlik ve keskinliğin sebep olduğu sosyal maliyet geri bir dönülmez bir yola girdiğinde akademisyen sıfatında bir kişinin de buna karşı tepkili olması olasıdır. Ve hatta bundan daha normal bir şey olmayabilir. 

Şimdi tek gözünü açtığı için hain sayılanlar güzel bir uykuya davet edilmektedir. Uyutulanlar fakında mıdır bilmem, uykunun tadına bakılacak zaman değildir.

 

Eczacı Ekrem Karşıdağ

ekremkarsidag@gmail.com

 

Anahtar Kelimeler: BİLDİRME
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
KÖRLÜK ÜZERİNE (23 Haziran 2016 - Perşembe)
UYDUR(D)UK (10 Mart 2016 - Perşembe)
KUŞDİLİ (03 Mart 2016 - Perşembe)
3 “F” (25 Şubat 2016 - Perşembe)
TULİP (18 Şubat 2016 - Perşembe)
HAN DUVARLARI (12 Şubat 2016 - Cuma)
BİR VEDANIN SAKİNİ (04 Şubat 2016 - Perşembe)
ÖLÜMÜN KEŞFİ (28 Ocak 2016 - Perşembe)
HEP DIŞARIYA DAHA DIŞARIYA (20 Ocak 2016 - Çarşamba)
BEDEN İLE OYNAMAK (14 Ocak 2016 - Perşembe)
HEP DIŞARIYA DAHA DIŞARIYA (06 Ocak 2016 - Çarşamba)
SON DAKİKA (01 Ocak 2016 - Cuma)
YANLIŞ ADLANDIRMALAR (24 Aralık 2015 - Perşembe)
ALACALI BULACALI LABORATUAR (26 Kasım 2015 - Perşembe)
ZARARSIZ (19 Kasım 2015 - Perşembe)
ULULARLA URGAN ÇEKİŞME (10 Ekim 2015 - Cumartesi)
YARALIMA SU VERENE BAL GİTSİN (06 Ekim 2015 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
5.6481
EURO
6.5039
Muş için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:40 07:23 12:26 14:53 17:11 18:41
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar