BARIŞ VE HUZUR ORMANI VESİLESİYLE…
Tarih: 7.10.2015 11:18:24 / 400okunma / 0yorum
Prof. Dr. Bayram COŞKUN

Bilindiği gibi Muş Kent Konseyinin organizasyonu ve başta Valiliğimiz olmak üzere Belediye, İl Özel İdaresi, Orman İşletme Müdürlüğü, Kızılay Başkanlığı, TEMA Temsilciliği, Telekom İl Müdürlüğü  vehemşehrilerimizin desteğiyle  2 Mayıs Cumartesi günü Kale Bağları, Yukarı Karni mevkiinde bulunan bir alanda “Barış ve Huzur Ormanı” oluşturma çalışmasını başlattık ve ilk ağaçlar dikildi. Seçilen alan muhteşem bir Muş manzarasına sahip ve ileride Muş’ta yaşayanlar için huzur içinde zaman geçirebilecekleri  bir mesire yeri olacaktır. Eğer alanı koruyabilirsek en çok beş yıl sonra, ağaçların altında keyifle ferah bir havada çayımızı yudumlamamız mümkün olacak.

 

Barış ve Huzur Ormanının oluşturulması yönündeki faaliyetler gerek sembolik anlamı gerekse de binlerce ağacın kente yakın bir alana dikilecek olmasından dolayı Muş kamuoyunda memnuniyetle karşılandı. Ancak ağaç dikim organizasyonundan sonra şehirde muhatap olduğum bazıhemşehrimizinağaç dikme/orman oluşturma ile ilgili karamsar tavrıyla da karşılaştım.  “Muş dağları dikilen nice ağaca mezar olmuştur”, “Boşuna emek harcamışsınız, yakında diktiğiniz ağaçlardan eser kalmaz” vb. tarzda    değerlendirmelereşahit oldum. Buna neden olarakta Muş veya civarında yaşayan insanların tutum ve davranışları gösteriliyordu.

Bu değerlendirmelerin dayandığı bir hakikat var, o da şudur: Muş’ta yaşayan insanların bir kısmının zihin dünyasında çevrenin ve tabiatın korunması ve geliştirilmesine ilişkin yerleşik bir algı maalesef yok. Her şart altında kısa dönemli şahsi menfaat ön plana çıkarılıp, diğer her şey göz ardı ediliyor. Bu aslında sadece Muşa özgü bir sorunda değil.  Bu kapsamda aklıma bir olay geldi: Geçen yaz arkadaşların davetiyle Van Gölü kenarına pikniğe gittim. Maalesef yeterince ağaç olmadığı için kıraç alanda piknik yapmak zorunda kaldık. Diğer taraftan etraftaki insan eliyle oluşturulan kirliliği görünce  huzur duyulması gereken bir yer, benim için huzursuzluk kaynağı oldu. Neyse bu psikolojiye rağmen  pikniğimizi sürdürdük.Bir süre sonra gölün bizim bulunduğumuz taraftaki sahiline bir grup martı geldi. Adeta keyifle uçuyor ve güzel melodik sesler çıkarıyorlardı. Bu esnada biraz ötemizde bulunan bir grup çocuğun martılara doğru taş atmaya başladığını gördüm. Çocukların ellerinden gelse bütün martıları oracıkta öldüreceklerdi. Bu manzaraya dayanamayıp çocukların yanına gittim ve onlara dedim ki: “çocuklar bu martılar size herhangi bir zarar verdi mi?” koro halinde “hayır” dediler. Bu cevap üzerinde bende onlara şu soruyu sordum: “Peki siz niye onlara zarar vermeye çalışıyorsunuz?” Bu sorum üzerine çocuklar vermek istediğim mesajı anladılar ve ellerindeki taşları bırakıp büyüklerinin yanına döndüler.

Şimdi ben ağaca, ormana, ekolojiye ve doğal hayata önem vermeyen ve bu değerlerin tahrip olmasına sebep olan kişilere şunu sormak istiyorum: Ağacın ve doğal hayatın size ne zararı oldu ki onu yok etme çabası içindesiniz?  Tam tersi ağaç, orman, doğal hayat insan açısından olmazsa olmaz şeylerdendir ve hem hayat kalitemizi arttır hem de sağlıklı ve huzur içinde yaşamamıza önemli bir katkı sağlar. Bunun yanında hem dini değerler, hem de medeniyet bize ağaç dikmeyi, estetiği ve çevreyi korumayı tavsiye eder. Aynı zamanda şunu da bilmeliyiz ki, ortak menfaatin geçekleşmesi, herkes için fayda sağlar.

Yaz ayları geldiğinde Muş’ta yaşayan bir çok kişi piknik yapacak, tabiatla iç içe olacak, başını sokacak bir ağaç gölgesi arar. Oluşturulan Barış ve Huzur Ormanı bütün hemşehrilerimize böyle bir imkan sunacaktır. Bu nedenle oluşturulan bu ormanı korumak, geliştirmek, çoğaltmak başta ilgili kamu yöneticileri olmak üzere hepimizin görevi ve ödevidir. Etrafındaki dağ ve tepelerin ormanla, meyve ağaçlarıyla, bağlarla kaplı olduğu bir Muş hayal olmaktan çıkmalı bir gerçeğe dönüşmelidir. Bunun için bir yandan ilgili kamu otoritelerinin mevzuatın kendilerine yüklediği görev ve sorumluluğu tam olarak yerine getirmeleri gerekiyor. Diğer yandan da bu kentte yaşayan insanlar olarak hepimizin kente sahip çıkma, kentin doğal varlıklarını,doğal ve kültürel mirasını geliştirme yönünde bir bilince sahip olmamız ve bu bilincin gereğini yapmamız lazım. Böyle hareket edilirse biraz yerleşik hale gelmiş karamsarlık ta zamanla ortadan kalkar.

Bu konularda söylenecek çok şey var ama son sözü Anayasa’ya verelim. Anayasanın 56. maddesinde deniliyor ki: “Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.” Bu ödev doğrultusunda Muş Kent Konseyi değerli ve duyarlıhemşehrilerimizin desteğiyle çalışmalarını sürdürecektir.

Not: Hemşehri kavramını burada 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 13. maddesindeki anlamda kullanıyorum. Anılan maddeye göre; “herkes ikamet ettiği beldenin hemşehrisidir.” Dolayısıyla hemşehri olmak için halen Muş’ta ikamet etmek yeterlidir. Hemşehri olmak kişiye hem haklar tanır, hem de yükümlülük yükler.  Hak talep etmede pek eksiklik gözlemlenmiyor. Ancak şehre karşı yükümlülüklerimizi de herdaim hatırlamak gerekir. 

Anahtar Kelimeler: BARIŞ, HUZUR, ORMANI, VESİLESİYLE
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
MÜBAREK RAMAZAN AYI YAKLAŞIRKEN (15 Temmuz 2015 - Çarşamba)
BARIŞ VE HUZUR ORMANI VESİLESİYLE… (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
BARIŞ VE HUZUR ORMANI VESİLESİYLE… (20 Haziran 2015 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
3.5504
EURO
3.8744
ALTIN
0
BIST
0
 
Muş için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
03:22 05:11 12:21 16:10 19:15 20:49
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar