3 “F”
Tarih: 25.2.2016 07:00:00 / 490okunma / 5yorum
Eczacı Ekrem Karşıdağ

Uzun yıllar Portekiz Cumhuriyeti´nin başbakanlık makamını işgal eden, işgal eden çünkü fiili bir diktatörlük rejimini hậkim kılmış olan Antonia Salazar´ın yarım asra yakın yönetimi aklımda o popüler “3F” meselesi ile özdeşleşmiş. Salazar´a, halkı yönetebilme kapasitesini nasıl aştığını soranlara “3F Kuralı”nı işaret ettiği rivayet edilir. Salazar´ın yanı sıra İspanyol General Francisco Franco da “3F´nin” mucizevî etkisini tatbîk etmiş. “Futbol”, “Fado”, “Fiesta” yani 3 “F”, insanların eğlence düşkünlüklerini ve bunun yarattığı hissizleşmeyi işlevsel olarak kullanabilecek pozisyonda olanların elinde bulunmaz hint kumaşı olarak nitelenir.

 

Uzun yıllar halkı yönetebilmenin şifresini pek de aşina olmadığımız bir kültürün üzerinden okumaktansa, çobanlar sürülerini günbatımına doğru sürer ikenözümüze bulaşan “fitne” ve “fesatı” soğukkanlı bir “feraset” ile yazmaya çalışalım.

Dünya toplumları günden güne benzeşirken, herkesin vardır kendine göre F´leri. Bizim de nur topu gibi F´lerimiz var. Tastamam bir 3F:  “Felaket”, “facia” ve “fecaat”. Yorgun savaşçıları diri tutan, halkı barut kokusuyla “meşke daldıran”, istikrarın yılmaz bekçileri 3 adet F.Açılmaz denilen kapıları açan şu meşhur “3F” bizde de var artık.

Farklı fraksiyonların façasını çiziyoruz ya hani, gün geçtikçe çirkinlikte benzeşiyoruz. Maneviyat fakiri bir toplumda kimse farklı bir şey konuşamaz, farklı konularda yazılar yazılamaz. Varsa yoksa F´ler konuşulur. Bu ahvậlde insanlar da eşyalar gibi sandığa girip saklanmalıdır. Herkesin bir kurtarıcısı var iken, herkesin “bizimkiler savunamadı” suçlamasını yapabileceği birileri var iken, olur ya, kimi kimsesi olmayanlar da çıkabilir.

Kimi kimsesi olmayanların mevsimi değil bu mevsim, onların mevsimine hiçbir zaman sıra gelmedi. Onlar “gölgede bırakılmaya” alışıklardır, mevsimsizlikle de barışıklardır.

Bütün “folklorumuzu” yok eden “fason” saldırıların arkasındakini aydınlatmak için “fasat” aydınlatma yetersiz kalır. Hele ki “dört yanı düşmanlarla çevrili müfredatı” ilk defa tam anlamıyla yürürlüğe girmiş iken. Mecbur, bizde müfredatımızı tekrar edeceğiz:

Tahrip edici her önlemin yeni saldırılara zemin hazırladığı unutulmamalıdır. Üzerinde “forma” olsun olmasın herkes birbirini ikna etmeli ve yaralıların yaraları sarılmalıdır. Ne köküne kadar gaza basılmalı ne de sağa çekip durulmalıdır. Herkes bilir, ani bir “frenin” yaratabileceği hasara mahal vermemek için gazın cazibesine karşı körleşmekgerekir.

“Farların” kapalı olmasının cazibesine de hiçbir zaman karşı koyulamadı, o farın da artık açılması gerekir.

Emniyet şeridini işgal eden “çakalları” ayıklamanın zor olduğu aşikậr. Emniyet şeridinin anlamını ve önemini bir kez daha hatırlatmak adına “faysal” siyasal iktidarın, şeffaflık ve sağduyuyu esas alarak emniyet şeridinde seyretmesi beklenmektedir. En üst kademe başta olmak üzere herkes “fistanındaki” taşları dökmelidir.  

Barışı ağyarın elinden kurtarmaktır, içinde bulunduğumuz kurtuluş savaşının gayesi. Kim kimi kaç adet ”F” ile yönetmekte, kestirmek zor. Dikkat çekmek istediğim açacak,“fakr”dır yani yoksulluğun farkındalığı. Burada maddi anlamdaki yoksulluktan çok manevi yoksulluğa, maneviyattan yoksunluğa parmak basılmaktadır. En büyük düşman böylesine bir “fukaralıktır”.

“….Türk milleti yükselmek ve ilerlemek için mandaya değil, bir parça barışa ve bir parça sakinliğe muhtaçtır…” diye yazıyormuş 1919 Ekim´inde İrade-i Milliye gazetesinde çıkan imzasız yazıda. Aciz, nelere sebebiyet verdiğinin farkında bile olmayan bir yönetim manda yönetiminden farksızdır. Adım adım kurtuluşu olmayan bir savaşa sürüklendiğimizin farkında olmayan atıl anlayış meşruiyetini milletten aldığını iddia edemez. Meşru şiddet tekeli şiddet sepetine dönüştürülüp, ”sepet sepet kasırga sakın beni unutma” tekerlemeleriyle kamu yararı gözetilemez.

2016 Şubat´ında bir parça barışa ve sakinliğe ihtiyacımız olduğunu bana hatırlatan, milli mücadele yıllarında Mustafa Kemal´in isimsiz olarak yayımladığı yazı oldu. Günümüz gazetelerinin vahşet dolu, bölücü sayfalarından nasıl kaçtıysam kendimi bir asır öncenin İrade-i Milliye´sinde buldum. Sahi bugünün irade-i milliyesine rastlayan var mı sağda solda?

 

Eczacı Ekrem Karşıdağ

ekremkarsidag@gmail.com

 

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
KÖRLÜK ÜZERİNE (23 Haziran 2016 - Perşembe)
UYDUR(D)UK (10 Mart 2016 - Perşembe)
KUŞDİLİ (03 Mart 2016 - Perşembe)
TULİP (18 Şubat 2016 - Perşembe)
HAN DUVARLARI (12 Şubat 2016 - Cuma)
BİR VEDANIN SAKİNİ (04 Şubat 2016 - Perşembe)
ÖLÜMÜN KEŞFİ (28 Ocak 2016 - Perşembe)
BİLDİRME (21 Ocak 2016 - Perşembe)
HEP DIŞARIYA DAHA DIŞARIYA (20 Ocak 2016 - Çarşamba)
BEDEN İLE OYNAMAK (14 Ocak 2016 - Perşembe)
HEP DIŞARIYA DAHA DIŞARIYA (06 Ocak 2016 - Çarşamba)
SON DAKİKA (01 Ocak 2016 - Cuma)
YANLIŞ ADLANDIRMALAR (24 Aralık 2015 - Perşembe)
ALACALI BULACALI LABORATUAR (26 Kasım 2015 - Perşembe)
ZARARSIZ (19 Kasım 2015 - Perşembe)
ULULARLA URGAN ÇEKİŞME (10 Ekim 2015 - Cumartesi)
YARALIMA SU VERENE BAL GİTSİN (06 Ekim 2015 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
4.7077
EURO
5.4848
Muş için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:40 07:23 12:26 14:53 17:11 18:41
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar